Öncelikle 10. sorunun cevabıyla, yani Fitts Yasası'yla başlayalım çünkü tüm diğer cevaplar bunun etrafında dönüyor. Tasarımın İlk İlkeleri yazısından:
Fitts Yasası: Bir hedefe ulaşmak için gerekli zaman o hedefe olan uzaklığın ve hedef boyutunun bir fonksiyonudur.
Bu küçük gerçek sık sık göz ardı edilir; bazen kasıtlı olarak mı diye merak ederim. Fakat bu çoğunlukla, boş inançlarla kuvvetlendirilen, çalışmadan ve gerçeklerden yoksun, tam bir bilgisizliğin başlıca göstergesidir.
Neyse ki, AskTog okurları, kavrayışlı oldukları kadar azimli de olduklarından, Fitts Yasası'nı ya zaten biliyorlar, ya da bu gece yatmadan önce öğrenecekler.
Fitts Yasası basit, mutlak ve değişmezdir. Şimdi bu yasanın testimizdeki sorularla nasıl bağlantılı olduğunu görelim.
Microsoft, araç kutularında her simgenin altında bir metin (etiket) gösterme seçeneği sunar. Etiketli simgelere neden daha hızlı erişilebileceğini açıklayan en az bir neden söyleyin. (Kullanıcının o simgeyi bildiğini ve onu tanımak için altındaki metine/etikete ihtiyacı olmadığını varsayın.)
İşte iki neden. Daha fazla da bulabilirsiniz.
İlk bakışta, simgelerin birbirine yakın olması size avantajlı gibi görünebilir. Ama, burada amaç bir hedeften diğerine atlamak değil. Bir kullanıcı bu araç kutusuna ulaşmak istediğinde, faresi genellikle bu alanın dışında, asıl içeriğin olduğu bölümde, yani tüm hedeflerin dışında bir yerde olacaktır.
Simgeler arasında daha geniş boşluklar kullanıcı için bir tampon bölge görevi yapar ve kullanıcı yanlışlıkla hedefin dışına tıkladığında sadece boş bir alana tıklamış olur. Ama eğer simgeler sıkışık bir şekilde duruyorsa, istenmeyen bir hedefe tıklanma olasılığı artar.
Etiketleri kullanmayan kullanıcılar, bu olasılıktan kurtulmak için, hedefe yaklaştıkça yavaşlamayı öğrenir. (Onlara sormaya zahmet etmeyin. Çünkü etiketsiz simgelerin onları hızlandırdığını iddia edeceklerdir. Ancak bir kronometre gerçeği gösterebilir.)
Hedefleri büyük tutmak için başka bir yol da, tabii ki, her zaman küçük simgeler yerine daha büyüklerini kullanmaktır. 4x4 piksellik ikonlar kullanmanın daha hızlı olduğunu zanneden power-user'lara acıyın.
Bir grafik programında, ekranın sol kenarında 16x16 piksel boyutlarında, 2 sıra halinde 8'er ikondan oluşan bir paletiniz var. Paleti sol kenarda tutarak veya ikonların boyutunu değiştirmeden, bu paletteki herhangi bir araca ulaşmak için gerekli zamanı azaltmak için neler yapabilirsiniz?
Ortalama ulaşım zamanını hızlandıracak iki önemli adım gerekebilir.
Bu ikinci adım hayatidir ve çok sık ihmal edilir.
Fitts Yasası'nda ulaşım zamanının uzaklık ve hedef boyutunun bir fonksiyonu olarak ifade edildiğini hatırlayın. Eğer hedef boyutu büyürse, zaman küçülür. Basit bir sebepten dolayı: kullanıcı hedefe yaklaşırken onu kaçırmaktan korkarak yavaşlamaz.
Şimdi ekranın kenarını düşünün. Bu hedefin derinliği ne kadar? Gerçekten sadece 1 piksel olsaydı, tıklamak çok zor olurdu. Ama, ekran kenarı, tüm pratik amaçlar için, sonsuz derinliktedir. İmleç ekran kenarına geldiğinde farenin hareket hızı önemsizdir; hedefi kaçırmak kesin olarak imkansızdır. Ekran kenarından 2 piksel içerde bir hedefi tıklamak, tam kenara tıklamaktan cok daha uzun zaman alır. Ekran kenarını kullanın. O sizin dostunuz.
Sağ elini kullanan bir kullanıcının imleci, 1600x1200 piksellik büyük bir ekranın tam ortasına 10 piksel uzaklıkta bir alanın içinde olsun. Ekrana kullanıcının tam olarak tıklaması gereken 1 piksel boyutunda bir hedef yerleştireceksiniz. En hızlı ulaşılabilecek 5 noktanın yerini belirtin. Ayrıca bu noktaları ulaşılma hızına göre hızlıdan yavaşa doğru sıralayın.
Hayır, bu soruda hileli birşey yok. Ve ilk bölümüne her interaktif tasarımcı anında cevap verebilir. İkinci bölümü (ulaşım hızına göre sıralama) ise o kadar kolay değil, ama önce 5 sihirli pikselin yeri:
İlk piksel o anda fare imlecinin bulunduğu yerde. Popup menüler bu noktayı kullanır, imleç neredeyse orada ortaya çıkar. Bu piksele ulaşım zamanı sıfırdır ve sonsuz büyüklükte bir hedeftir; kaçırmanız imkansızdır.
Diğer 4 piksel imlecin gidebileceği en uzak yerde bulunur. Hedef büyüklükleri iki boyutta sonsuzdur. Bu sihirli pikseller ekranın dört köşesidir. Farenizi istediğiniz yöne hızlıca ve yeterli ivmeyle savurduğunuzda, imlecin bu köşelerden birine gitmesi kaçınılmazdır. (Farenin uygun bir şekilde ivmelendiğini varsayıyoruz.)
Sorunun ikinci bölümünün anahtar noktası kullanıcının sağ elini kullanması. Sağ elini kullanan bir kullanıcı için bu 5 noktayı (ulaşım zamanına göre) hızlıdan yavaşa sıralayalım.
Farenizi sağ elle tutup yalnız elinizi ve bileğinizi oynatarak dört ayrı yöne hareket ettirin, kolunuzun hareket mekaniğinin nasıl bu sonuçları vereceğini görün. Tabii sol elini kullanan birisi için listenin son dört maddesini tersten yazmak gerekir.
Bu hız farkları sihirli piksellerin gücüne kıyasla küçük sayılır; ekranın dört köşesinden her zaman en iyi şekilde yararlanmak gerekir.
Microsoft, Windows'ta ekranın üstüne, kenarlarına veya altına yerleştirilebilen bir görev çubuğu sunar. Bu görev çubuğu tercihe göre sürekli gösterilir veya otomatik olarak gizlenir. Otomatik gizlenen görev çubuğunun neden çok kullanışsız olduğunu açıklayan en az 2 neden söyleyin.
Artık cevaplamak gittikçe kolaylaşmaya başlıyor.
Bir Macintosh menüsüne neden tipik bir Windows menüsüne göre 5 kat daha hızlı ulaşılabildiğini açıklayın. Ayrıca Microsoft'un neden böyle ahmakça bir tercih yaptığını açıklayan en az iki neden söyleyin.
Microsoft, Sun ve diğerleri menü çubuğunu Apple'ın yaptığı gibi ekranın tepesine koymak yerine, pencerelerin içine yerleştirdiler. Bu kararı en az iki nedenle verdiler:
Avukat orduları birinci noktayı tartışıp durdular. Biz ikinci noktayla ilgilenelim. Apple menü çubuğu, pencere içindeki menülerden çok daha hızlıdır. Neden? Çünkü, menü ekranın kenarı boyunca uzandığından, sonsuz bir yüksekliği vardır. Sonuçta, Mac kullanıcıları farelerini yukarıya savuruverip menüye ulaşırlar; kaybolmayacağından ve birşeyin içine girmeyeceğinden emin olarak.
Onları denemiyor olmam şartıyla tabii. Apple'dayken böyle bir test yaptım. Bir monitörün tam üstüne bir diğerini yerleştirdim ve menü çubuğunu alttaki montitörün üst kenarına koydum. Yukarıdaki ekrana geçmek için fareyi alt monitördeki menü çubuğunun üstünden geçirmek gerekiyordu.
Kullanıcılara, devamlı olarak menüye ulaşmalarını gerektirecek bir görev verdim. İlk başladıklarında çok hızlı oynattıkları fareyi, üstteki ekrana ortalamada yaklaşık 9 inç kadar kaydırdılar. Sonra, menüyü hedeflemek ve yavaşlamak gerektiğini öğrendiler. Zamanla, menü ulaşım hızlarını ayarlayıp öyle yavaşladılar ki, ortalama Windows kullanıcısının hızıyla aynı hızlara geldiler.
Her pencereye ayrı bir menü çubuğu koymanın bir başka “avantajının”, böylelikle kullanıcının yaptığı işlemle ilgili seçenekler için nereye bakacağını her zaman bileceği, olduğu söylenir. Bu saçmadır. Kullanıcılar aynı pencerede çeşitli işlemler yapıyor olabilir ve menü seçenekleri değişebilir. Sadece bu değil, özellikle Sun dünyasında, ihtiyacınız olan menünün, üzerinde çalıştığınız pencerede bile olmadığı bir çok garip program bulunur. Bu da gerçekten tuhaf ve akıl karıştırıcıdır.
Microsoft uygulamaları tam ekran modunda ekranın tepesinde bulunan bir menü çubuğu seçeneğini sunmaya başladı. Word'de ya da Excel'de bunu deneyin. Çok daha hızlıdır. Ama Microsoft'un genel bilgisizliği hiçbir zaman, tepeye yerleştirilmiş menü çubuğuyla ekranın üst kenarı arasında 1 piksellik bir boşluk bırakılmış olan Microsoft Visual Studio uygulamasındaki kadar belirgin olmamıştır. ...sonraki bölüm
Web Tasarım - 19 Eylül, 2008
Sitenizdeki sayfaları XHTML ile hazırlıyorsunuz. Peki gerçekten XHTML kullandığınıza emin misiniz?
30 Ağustos, 2008
Copyright © 2008 iDefter.com. iDefter'de yayınlanan içerik, izinsiz kullanılamaz. Kullanım Koşulları